Ağaç Dalındaki Yaşam Gibiyiz

Herşey doğuşumuz ile başladı… Tomurcuklandık…

Sonra çiçek açtık, Çocukluğumuzda…

Sonra; okul çağı , iş hayatına atıldık ve Meyve verdik….

Emeklilik ile verdiğimiz meyve halimiz de çürümeye başladı….

Eğer Meyvemizden çıkan tohumlarımız şanslı ise onlarda bu düzeni yaşayacaklar….

Tüm bu sürecin yaşanması değilde, yaşandığı toprak önemliydi.. Ama biz bunu da Anlamadık….

Ruhum Ne Durumda…

Ruh… Bedenimin içindeki sanal gerçeklik. Fiziki yaşım 31, tamda sayısı. Arkadaş çevresinde sohbet içindeyken yaşımın çok ileri olduğunu düşünüyorum. Tv de anısı olan eski müzikleri duyunca neşeleniyor ruhum ve genç hissediyor. Bilemiyorum ki ruhum genç mi yaşlı mı?…

Ruhum çok şey yapmak istiyor pır pır ediyor ama bedenim hep yetersiz kalıyor. Nasıl veya ne zaman bedenim ruhuma karşılık verecek?. Ruhumun bu istekleri bedenim tarafından karşılanamadıkça ruhani çöküşü başlıyor.. Sanki bedenimiz ruhumuzun hapisanesiymişçesine.. Ruhu özgür kılmak için ölmek mi gerekiyor…

Ya ölüm.. öldükten sonra ahiret yaşamında ruhum özgür mü olacak yoksa ölünce ruhumda yitip gidecek mi? Ruhumun yitip gitmesi ile ruhumda ki pır pır eden düşünceler istekler yok olur huzura ererim belki….

Son Çırpınış

Sabah güneşinin yüzüne vurmasıyla uyanıyorsun. Bugün tatil biryerlere gitmek istiyor canın. Dışarısı o kadar sıcak ki evde klima karşısında oturup kitap keyfi yapmak istiyorsunda, ama yenik düşüyor bu düşüncen. İçin içine sığmıyor, kahvaltı bile etmeden kendini deniz ekipmanlarını almış birşekilde yolda buluyorsun. Deniz kıyısında kahvaltı fikri çok cazip geliyor. Yol üstünde bir markete giriyorsun. Peynir, ekmek ve domates alıyorsun…

Sahile varıyorsun. Erken kalkan yol alır misali sahil bomboş tek tük insan var. Gözüne kestirdiğin bir yere şemsiyeni dikip hasırınıda gölgesine seriyorsun. Kahvaltılıkları açıyorsun ama deniz seni cezbediyor, “biraz yüzüp çıkayım ondan sonra yerim şu domatesi ” diyor ve kendini denizin içinde buluyorsun.

Bacağında ufak bir sızı hissediyorsun ve birden o sızı büyüyor. Bacağına kramp saplanıyor ve kıpırtadamıyorsun. Su üzerine durmak için ne kadar çaba harcasan nafile. Dibe batmaya başlıyorsun. Ciğerlerin hava ile dolu ama ne kadar dayanabileceksin ki. 40 saniye 50 saniye derken kalbin göğüs kafesini parçalarcasına atıyor, ellerin seni suyun yüzeyine taşımak için istemsizce hareketler yapıyor. İçgüdüsel olarak hayatta kalabilmek için vicudun direniyor. Akciğerlerinde ki hava tükeniyor nefes alma güdüsü artıyor ve istemsizce açıyorsun ağzını… Sen dibe batarken o seni hayatta tutan son kabarcıklarda hızla yüzeye ulaşıyor.

Tüm o mücadelenin sonuna varıyorsun… Sadece gözlerin ile yüzeyden gelen ışığı görebiliyor ve suyun uğultusunu belli belirsiz duyuyorsun. Sessizlik….

Birden bir irkilme geliyor ve son bir defa daha çırpınıyorsun, kramp geçmiş vicudun senin kontrolüne tekrar dönmüş. 1 kulaç, 2 kulaç 3… ve kafanı hava ile buluşturuyor ve ciğerlerin yırtılırcasına öksürerek nefes alıyorsun…

İşte o son çırpınış seni tekrar hayata bağlıyor, sahilde kahvaltın ile hayatına kaldığın yerden devam ediyorsun…

Kutsal Şişe

Bu şişe kutsal şişe,

İçeni yeri gelir rezil eder, yeri gelir vezir eder;

Razı olma bu düzene seve seve

Aç bir kutsal şişe rezil olma, vezir ol s… s…

 

Razı onlar bu düzene,

Aç yine bir kutsal şişe…

Katıl rüyalar alemine,

Işık tut geleceğine….

 

Bu şişeyi içenler alemlere akar,

İçmeyenler, içenlere imrenerek bakar.

Rüyalarda gezindirir bu kutsal şişe

Aç koyunlar bırak boğulsun kendi çişinde…

 

İçelim her gece her gündüz.

Çalalım çanları takmayalım insanları….

Neden Mücadele Ediyorsun ?

Neden mücadele ediyorsun ki, Kutsal kitabın değil mi herşeyin yazılı olduğunu söyleyen, dünya düzeni değil mi seni sınırlayan. Eee ne duruyorsun koşsana!! şaka şaka koşma koşsanda sonunda madalya takmıyorlar(olimpiyat koşucusu isen ayrı tabi) Dur durduğun yerde…

Yaprak misali olacaksın bu hayatta… Rüzgar nereden eserse oraya savrulacaksın. Unutma ki tohumlarda bu şekilde savrulur ve düştüğü yerde yeşerir.. Belki sende yeşerirsin bir yerlerde ve tohumluktan çıkar ağaç olursun neşe saçarsın… Kimbilir belkide Kutsal kitabın böyle yazmıştır kaderinde.

Bırak mücadeleyi birazda.. Akışına bırak.. İzle gör bakalım neler olacak…

Emeklilik

Yaşımız olmuş 65 ;

Akşam oluyor güneş elveda diyecek birazdan. Ay aydınlatmaya çalışacak bizi, güneşten aldığı ışığı ile…

Bahçemizde 10 kadar tavuk, 2 adet keçi ve olmazsa olmazım köpeğim…

Ve onca yıldır bu hayatta bir an olsun bile yanımdan ayrılmayan eşim…

Bahçeli mini mini bir evde yaşamaktayız. Şehir gürültüsü yok artık hayatımızda.. Sadece doğa…

Kuruyoruz mangalı, (Çıt-Çıt-Çıt) yanmıyor çakmak,tüh nasıl yaksak ki diyorum. Eşim elinde kibrit ile geliyor. Kibritte biz gibi yaşlı ama iş görüyor. (Şırk) ve yanıyor mangal…

Ahşap masanın etrafında toplanıyoruz, Mezeler hazır.(Cısss) balık ağır ağır pişmekte. Bir duble rakı koyup başlayayım bari demlenmeye. Rakı nerdeydi acaba…

Rakıyı dolaba koyduğumu hatırladım. Yaşlılık zor be…

(Lık Lık Lık) rakı akıyor bardağa… Ve su… (Şıp) Buzuda attık… Bir bakalım tadına!.

Aa balığı unuttuk. Yaşlılık gerçekten zormuş…

Ama eşim çoktan balığı almış mangaldan… Koyuyoruz ortaya….

Güneş artık gitmiş , Ay başlamış bizi aydınlatmaya…

Bir Yudum Rakı, Bir Lokma Balık. Arkadan ince ince çalıyor Neşet ERTAŞ…

Huzur Doluyor İnsan ARKADAŞ….

 

İlerleyiş…

insan oğlu 2000li yılların sonunda yaşanan krizi atlattı. Sınırları kaldırdık. Ama şehirler arası yeni sınırlar koyduk.
İnsanları karakteristik yapılarına ve meslek gruplarına göre gruplandırdık.Benim bulunduğum şehrin adı “Nebula” olarak verilmiş sebebi ise burada ki insanların genellikle uzay yapısı ile ilgili inceleme yapmalarına dayanıyor.

Sabah uyandım; Yapay güneşimiz yine devreye girmiş durumda. 2000li yıllarda ki krize atlama deniyor. Atlama evresinde güneş üzerinde olan patlamaların artması ile ışınları artık dünyaya yakıcı bir şekilde ulaşmaya başladı.Birçok bilim adamına göre güneş ömrünü doldurmak üzere ama bu insan ömrüne göre çok uzun bir süre, 2milyon yıl kadar…Bu nedenle atmosferimizi çeşitli kimyasallar ile yeniden yapılandırdık. Atmosfer ile ilgili gelişmeler ve iyileştirmeleri ise “Ozon” şehrinden takip ediyoruz.

Kıyafetlerimiz insanları hiç terletmiyor, tüm dünyanın kıyafetleri “Wear” şehrinden gelmekte. Üzerinde sayamadığım kadar çip ve elektronik devre bulunuyor. Eskiden kıyafetleri bulaşıkları evleri arabaları insanlar yıkarmış. Üzerimde ki kıyafetlerim yatağım kendi kendini temizliyor. Mikrop bakteri oranı yok denecek kadar az. Bu yüzden insanların bağışıklık sistemleri çok zayıfladı. Şehirlerden dışarı çıkabilen insanlara “Outman” diyoruz. Onlar sürekli sağlık taramalarından geçmekte sürekli bağışıklık güçlendirici ilaçlar kullanıyorlar.

Ah Bana Çıksa!

Ah bana çıksa…
Çıksa bana, hemen çıkardım buradan,
Atardım kendimi çıkmışların içine.

Ya kaybolurdum çıkmışların içinde!
Ya da yaşardım kimsenin olmadığı çıkmışların çıktığı yerlerde.

Ah Bana çıksa…
Kaybolsam bu alemden,
Gitsem ruhani yaşamların içine…
Sorsam Hayat Neydi diye;
Diyecekler Bana Hayat mı? O da ne? Yok burada hiçbir canlı, eğer sen isen canlı. Git bu çıkmışların içinden sen daha çıkamamışsın besbelli. diyecekler bana.

Ya çıkmışların arasına giricez yada kapısından bakıp gidicez köprüye…

TTNET Kandırmacası Ve Ücret İadesi

walla ağustos ayında tarife yenilemem gerekiyordu sözleşme sürem dolmuştu. paket olarak 8mps sınırsız yalın int.

telefonda bana verilen bilgi = 52Tl 2 yıllık veya 54Tl 1 yıllık. olarak bilgi verdiler. bende 2 yılın çok uzun olduğunu 1 yıllık 54TL lik yalın interneti yapabiliriz dedim onayladım.

Gelen fatura 68TL oldu. tabi ben direk şikayet ettim sonrasında gelen yanıt ” 54tl internet kullanımı 14tl ise yalın kullanım bedeli ” halbuki bana tarife söylenirken bu 14tl den bahsedilmemişti. ama birşey yapamadım.

Geçtiğimiz 1 hafta süresince çevremden duyduğum ” abi ben iptal için gittim 49tl yaptılar ” veya ” abi ttnetten yalın int sınırsız paket teklifi aldım 59tl ” tabi akabinde bende ttnet sayfasına girdim benim tarife 66.90 ama ben ödüyorum 68Tl aylık. Benim kafa attı. Ve bunun sonucunda yaşananlar ise;

1. Adım: TTNet üzerinden şikayet talebi açılır ve ses kayıtlarımın incelenmesi talep edilir.

2. Adım: 1 adımın sonuçlanması beklenmeden tekrar ttnet aranır sözleşme iptali talep edilir. 50kusur TL cayma bedeli çıkar kabul edilir ve telefondaki görevli ” ttnet müdürlüklerine gidip imza vermelisiniz ” der.

3. Adım: TTnet merkeze gidilir imza verilir ve oradaki görevli ” telefon ile sizi arayacaklar onayınız dahilinde iptal edilecek ” der. akabinde tekrar ararlar ve 10 gün içerisinde kapatılacağı tarafıma iletilir.

4. Adım: Tekrar müşteri hizmetleri aradı ve ben onun konuşmasına izin vermeden direk ” nasıl kapattık mı hattı ? ” sorusunu yönelttim ancak kendisi bana cayma bedelimi silerek aylık sadece 49.90TL ye 2 yıl boyunca fiyat 1tl bile yükselmeden 16mps sınırsız olarak ve yalın bedelide dahil olarak internet sundu. Ve Kabul ettim.

5. Süpriz Adım: Tekrar aradılar ve 1. adımda ki şikayetimin sonuçlandığını ve ses kayıtlarımın incelenmiş olduğunu beni haklı bulduklarını söylediler. Geçmişe yönetlik 44TL paranın benden fazla tahsil edildiğini dilersem nakit alabileceğimi, dilersem faturadan düşebileceklerini söylediler ve ben ise fatura indirimini seçtim.

Sonuç: artık 2 yıl boyunca 49.90TL ye 16mps yalın sınırsız internetim ve 44Tl ücret iadem mevcut.

Azımla sıçan…..
Haksız Yere Yemiş Olduğum Bandan Dolayı Bundan Sonra Yorumlarımın Geyik Olarak Algılanmaması İçin Ciddi Düşüncelerimi Yazdığım Her Yorum Sonunda “(Ciddiyim)” diye bir ibare koyacağım…

İnsanlığın Gidişatı

İnsanlık ölmeli;
Yok olmalı bu dünyadan…
Virüs’üz biz sadece virüs;
Dünya üzerinde bir hastalığız..

Doğal kaynakların anasını siktik
O yetmedi birbirimizi sikiyoruz….

Ağaç diye birşey kalmadı artık
Sular tükenmekte…

Bu video; İnsanlığı çok güzel anlatmış. Altıntıdır:Copyright © 2012 www.stevecutts.com

(Sonda ki sübniminal mesaj’a dikkat)